Cola'nın Faydaları

Koca bir parça bifteği kolaya yatırın. 2 gün sonra yok olduğunu göreceksiniz.

Bunu çöpe atacağınız her türlü
meyve sebzeye de uygulayabilirsiniz.

Çöp öğütücü masrafından tasarruf.

Tuvalete bir kutu kolayı dökün. Bir saat kalsın,
sonra sifonu çektiğinizde yüzeyde herhangi bir leke
kalmadığını göreceksiniz.

Arabanızın tamponundaki pasları kola ile kolaylıkla çıkarabilirsiniz.

Aynı işlemi pillerin uçlarındaki paslanmada da uygulayabilirsiniz.

Dolap sürgüleriniz çalışmıyorsa, kola
ile inceltebilirsiniz.

Elbisenizde çıkmayan leke varsa
üzülmeyin. Kola dökün ve
deterjanla yıkayın. Bembeyaz olacaktır.

Kola üreticileri taşıyıcı kamyonlarının
motorlarını temizlemek için 20 yıldır kola şurubu
kullanmaktadırlar.



Peki nedir bu Cola''nın bu kadar
etkileyici temizliklerde
bile kullanılabilmesinin sebebi?

Coca-Cola ve Pepsi''nin ortalama pH değeri
3.4 tur. Bu asidi de dişleri ve kemikleri
eritmek için yeterli
Temizliklerde bu kadar etkili
olmasının sebebi budur.

Aslına bakarsanız
Cola ile dünyada kimsenin tavsiye edemeyeceği

KARBONDİOKSİTi içiyoruz.

Hani şu dışarı atmak için devamlı
nefes alıp verdiğimiz, atmak
için uğraştığımız KARBONDİOKSİT...!

2001 yılında Delhi Üniversitesinde "kim
daha fazla Coca-Cola içecek
diye bir yarışma yapıldığında,
sekiz litre Coca-Cola içerek kazanan ve
10 dakika içerisinde herkesin gözü
önünde ölen kişinin haberini
duymuşsunuzdur Neden öldü? Çünkü çok
fazla karbondioksit almıştı kanında yeterli oksijen yoktu.

Başka bir örnek:
Kırılmış dişinizi bir şişe Coca
Cola''nin içine koyun ve 10 gün sonra bakın... Diş 10 günde
büyük oranda erir.
Halbuki dişler ve kemikler ölümden sonra bile en
fazla dayanabilen organlarımızdır.

Bir şişe kola içerek midenize ve dişlerinize

ve bağırsaklarınıza ne
yaptığınızı bir düşünün... Bu kadar zararlı
bir içecek nasıl olurda bu
kadar bilinçsizce tüketilebilir ve biri
Amerikan firması olmak üzere bu
şirketler bu kadar kar elde edebilir?

İşte bu bilinçsizliği önlemek için çevrenize,

sevdiklerinize ve özellikle çocuklarınıza
bunları anlatın. Belki bu kampanya fazla bir ses
getirmeyecek olabilir. Ama ne kadar kişiye ulaşırsa

o kadar büyük etki yapacaktır. Destek olmak için
yapmanız gereken tek şey; bu yazıyı olabildiğince

fazla kişiye ulaştırmak, anlatmak.

bu seneki seçimler

herkesin bilmesi gereken şeyler...

 

Bu yil yapilacak genel secimlerde oy kullanma esnasinda TC Kimlik
>>Numarasi
>>
>>baz alinacaktir. Muhtarliklarda 1 Mart 2007 tarihine kadar asili
>>olan
>>
>>secmen listelerinde de TC Kimlik Numaralarinin yazili oldugu
>>gorulmektedir
>>
>>(Muhtarliklarda secmen listesinde isminizin oldugunu mutlaka
>>kontrol edin).
>>
>>Ancak, cok fazla aciklanmayan, hatta biraz da sumen alti edilmeye
>>calisilan
>>
>>bir konu var. Nufus Kagitlarinda TC Kimlik Numaralari yazili
>>olmayan
>>
>>secmenler secimlerde oy kullanamayacaklar !!! Elle yazilmis veya
>>
>>internetten cikti olarak alinmis TC Kimlik Numaralari oy verme

>>esnasinda
>>
>>gecerli olmayacaktir. Ehliyet, pasaport gibi kimlik yerine gecen
>>diger
>>
>>belegeler de oy verme islemlerinde kullanilamayacaklar .
>>
>>Maalesef
>>siyasi partilerimiz bu konuda henuz herhangi bir calismaya
>>
>>baslamis degiller. Sadece AKP, kendi yandaslarini tek tek uyararak,
>>Nufus
>>
>>Kagitlarini yeniletmelerini sagliyor. Basbakan RTE, bir konusma
>>esnasinda
>>
>>secimlerde oy verme oraninin %50 - 60 seviyesinde kalacagini
>>agzindan
>>
>>kacirdi.
>>
>>TC Kimlik numaralari nufus kagitlarinda basili olmayanlarin
>>yapacaklari
>>
>>sey, muhtarliklarindan "Nufus Kagidi Degisim" kagidi alarak,

>>aldiklari
>>
>>kagitlarla bagli olduklari ilcenin "Nufus Mudurlugu"ne gitmeleri.
>>Nufus
>>
>>Kagidi degisiminde cok fazla sira beklenmiyor.
>>
>>Ulkenin gelecegine sahip cikin, oyunuzu mutlaka kullanin. "Bir oy
>>neyi
>>
>>degistirecek" diye dusunmeyin. Evet, bir oy bir sey degistirmez ama
>>sizin
>>
>>gibi dusunen 1000 kisinin oyu cok sey degistirir.

belki birilerinin bunları hatırlamaya ihtiyacı vardır

BEŞ ÖNEMLİ DERS

 

Birinci ders
**Okuldaki ikinci Ayimda,Hocamiz Test Sorularini Dagitti. Ben Okulun En İyi öğrencilerinden biriydim. Son Soruya Kadar Soluk Almadan Geldim Ve
Orada çakıldım kaldım. Son Soru şöyleydi: "Hergün Okulu
Temizleyen Hademe Kadının ilk Adı Nedir?.." Bu Herhalde Bir çeşit şaka Olmalıydı. Kadını yerleri silerken hemen hergün Görüyordum. Uzun Boylu, Siyah Saçlı Bir kadındı. 50'lerinde olmaliydi. Ama adını Nerden Bilecektim Ki!.. Son
Soruyu yanıtsız bırakıp kağıdımı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son
sorunun test sonuçlarina dahil olup olmadığını sordu. "Tabii Dahil" Dedi,Hocamiz.. "İş yaşamınız boyunca insanlarla karsılaşacaksınız. Hepsi birbirinden Farklı insanlar. Ama Hepsi Sizin ilginiz Ve Dikkatinizi Hakeden insanlar. Onlara Sadece Gülümsemeniz Ve 'Merhaba' Demeniz Gerekse Bile.." Bu Dersi Hayatim Boyunca Unutmadim. Hademenin Adini da.. Dorothy idi.

ikinci Ders
**Yağmurda Otostop!.. Bir Gece Vakit
Geceyarisina Dogru Alabama Otoyolunun Kenarinda Duran Bir
Zenci Kadin Gordum.
Bardaktan Bosanirca Yağan Yağmura Rağmen, Bozulan Arabasinin Dışında Duruyor Ve Dikkati cekmeye calisiyordu. Gecen Her Arabaya El Salliyordu. Yaninda Durdum. 60'li Yillarda Bir Beyazin Bir Zenciye Hem De
Alabama'da Yardım Etmesi Pek Olağan Degildi.Onu
Kente Kadar Götürdüm. Bir Taksi Duragina Biraktim. Ayrilirken illa Adresimi istedi Verdim. Bir Hafta Sonra Kapim calindi. Muazzam Bir Konsol Televizyon indiriyordu
Adamlar. Bir De Not Ekliydi, Armaganda.. "Gecen Gece Otoyolda Bana Yardiminiza Tesekkur Ederim. O Korkunc Yagmur Sadece Elbiselerimi Degil, Ruhumu da
Sirilsiklam Etmisti. Kendime Guvenimi Yitirmek uzereydim, Siz cika Geldiniz. Sizin
Sayenizde olmekte Olan Kocamin Yataginin Bas Ucuna Zamaninda Ulasmayi Basardim. biraz sonra da Son Nefesini Verdi. Tanri Bana Yardim Eden Sizi Ve
Baskalarina Karsilik Beklemeksizin Yardim Eden Herkesi Kutsasin!..
En iyi Dileklerimle,
Bayan Nat King Cole."

üçüncü Ders
**Size Hizmet Edenleri Hep hatırlayın
10 Yasinda Bir cocuk Pastaneye Girdi. Garson Kiz Hemen Kostu.. cocuk Sordu: "cukulatali Pasta Kac Para?.."
kız : "50 Cent!.."
cocuk Cebinden cikardigi Bozuklari Saydi. Bir Daha Sordu:
"Peki Dondurma Ne Kadar.."
"35 Cent" Dedi Garson Kiz Sabirsizlikla..
Dukkanda Yiginla Musteri Vardi Ve Kiz Hepsine Tek Basina Kosusturuyordu.
Bu Cocukla Daha Ne Kadar Vakit Gecirebilirdi Ki..Cocuk Parasini Bir
Daha Saydi Ve "Bir Dondurma Alabilir Miyim Lutfen" Dedi. Kiz Dondurmayi
Getirdi. Fisi Tabagin Kenarina Koydu Ve oteki Masaya Kostu. Cocuk Dondurmasini Bitirdi. Fisi Kasaya odedi. Garson Kiz Masayi temizlemek uzere Geldiginde,
Gozleri Doldu Birden. Masayi Sanki Akan Yaslari Temizleyecekti.Bos Dondurma Tabaginin Yaninda cocugun Biraktigi 15 Centlik Bahşiş Duruyordu..

Dördüncü ders
**yolumuzdaki engeller..
Zamanlarda Bir Kral, Saraya Gelen Yolun Uzerine Kocaman Bir Kaya Koydurmus, Kendisi De Pencereye Oturmustu. Bakalim Neler Olacakti? Ulkenin En Zengin
Tuccarlari, En Guclu Kervancilari, Saray Gorevlileri Birer Birer Geldiler, Sabahtan oglene Kadar. Hepsi Kayanin Etrafindan Dolasip Saraya Girdiler. Pek cogu Krali Yuksek Sesle Elestirdi. Halkindan Bu Kadar Vergi Aliyor, Ama Yollari Temiz Tutamiyordu. Sonunda Bir Köylü cikageldi. Saraya Meyve Ve Sebze Getiriyordu.
Sirtindaki Kufeyi Yere indirdi, iki Eli ile Kayaya Sarildi Ve ıkına sıkına itmeye Basladi. Sonunda Kan Ter icinde Kaldi Ama, Kayayi Da Yolun Kenarina cekti. Tam Kufesini Yeniden Sirtina Almak Uzereydi Ki, Kayanin Eski Yerinde Bir Kesenin Durdugunu Gordu. Acti.. Kese Altin Doluydu. Bir De Kralin Notu Vardi icinde.. "Bu
Altinlar Kayayi Yoldan ceken Kisiye Aittir" Diyordu Kral. Koylu, Bugun Dahi
Pek cogumuzun Farkinda olmadigi Bir Ders Almisti.
"Her Engel, Yasam Kosullarinizi Daha iyilestirecek Bir Firsattir.."

Beşinci ders
**Önemli olan verebilmektir..
Yillar once Hastanede calisirken, Agir Hasta Bir Kiz Getirdiler. Tek Yasam sansi Bes Yasindaki Kardesinden Acil Kan Nakli idi. Kucuk Oglan Ayni Hastaliktann Mucizevi sekilde Kurtulmus Ve Kaninda O Hastaligin Mikroplarini Yok Eden Bagisiklik Olusmustu. Doktor Durumu Bes Yasindaki Oglana Anlatti Ve Ablasina Kan Verip vermeyecegini Sordu. Kucuk cocuk Bir An Duraksadi. Sonra Derin Bir Nefes Aldi Ve "Eger Kurtulacaksa, Veririm Kanimi" Dedi. Kan Nakli Yapilirken, Ablasinin Gözlerinin icine Bakiyor Ve Gulumsuyordu. Kizin Yanaklarina Yeniden Renk Gelmeye Baslamisti, Ama Kucuk cocugun Yuzu De Giderek Soluyordu.. Gulumsemesi De Yok Oldu. Titreyen Bir Sesle Doktora Sordu: "Hemen Mi olecegim?.." Ufaklik, Doktoru Yanlis Anlamisti, Ablasina Vucudundaki Butun Kani Verip, olecegini dusunuyordu.

Üzeyir Garih'ten Bir Hikaye,,,Beş top

Rahmetli Üzeyir GARiH yıllar önce Çukurova'ya gelmiş, Adana'da İş
adamları toplantısında bir konuşma yapmış.

Bugünlerde yaşanılan ilişkileri görünce...

Şöyle demiş rahmetli GARiH;

"Hayat havaya attığımız 5 topla oynanan bir oyundur.

Bu toplardan sadece bir tanesi lastik ,diğer 4 top ise camdandır.

Bu toplar;

İşimizi, Ailemizi, Sağlığımızı, Dostluklarımızı ve Benliğimizi

temsil etmektedir.
Belirttiğim gibi bu 5 top içinde bir tek İŞİMiZ lastik bir toptur.

 

Düşürürsek zıplatabiliriz.

Ancak diğer 4 top camdan yapıldığından düşerse KIRILIR, yerine konulamazlar.

Bunu fark etmeli ve hayatımızı bu dengeye göre kurmalıyız.

Oysa hepimiz o lastik topu tutabilmek uğruna diğerlerini KIRIP dökmez miyiz?

Dostlarınızı çantada keklik sanmayın.

SIKICA asılın onlara, TIPKI hayata asıldığınız gibi...
Çünkü onlarsız hayat da anlamsızdır.

Hayati çok HIZLI KOŞMAYIN, nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi unutmayın...

Hayatin bir YARIŞ değil,her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan ÇIKARMAYIN...

DÜN TARiH OLDU...

YARIN BiR SIR...

BUGÜNÜN KIYMETiNi BiLiN...


Dr. ÜZEYiR GARiH

AZRAİL İLE DİALOG

harika bi fıkra ben çok beğendim...

 

Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor.

Ameliyat masasındayken, ölümüne yakın, birden Azraili görüyor ve soruyor:

"Benim saatim geldimi?" Azrail cevap veriyor:

"Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay vede 8 günün var".

 

Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor.Yüzünü gerdirttiriyor, dudaklarını doldurtturuyor vede göğüslerini düzelttiriyor. Kısacası: "Yeniden doğmuş gibi" Daha uzun bir süre yaşıyacağını bildiği için şimdi, o kadar ameliyatın değdiğini düşünüyor. Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor. Tam karşıdan karşıya geçiyor ki, ambülans çarpıyor. Ölüyor. Öteki tarafta Azrail'le karşılaştığında soruyor: "40 seneden daha fazla yaşıyacağımı sanıyordum! Neden o zaman bana o ambülansın çarpmasını sağlayıp, Beni öldürttün?" Azrail cevap veriyor:

>>>>Kız, ben seni  tanıyamadım<<<<<<


- ya canini ya parani
- aboo azrailin bile dini imani para olmus.. ben neyleyim boyle hayati al canimi da parayla napcan sen bi cesit meleksin
- butun karikaturistleri satin alacam.. beni yakIsIkli cizsinler..soyle daha karizmatik..


- artik zamanin doldu.. oluyorsun
- peki sayin azrail.. neden olum?
- ama su dunyada 2 saat daha kalmak icin yapmadiginiz maymunluk kalmadi yaw
orak geliyo kafana


- canini almaya geldim.
- allah misin laaaam
- denebilir, su an icin yetkili kisiyim.
- hasssssss


- bitti arkadasim kapatiyoruz.. sahadetmi getiriyosun istavrozmu cikariyosun yapta aliyim ruhunu


- vay bea... mahmut bak azrail geldi olm..super bi melek yani.. harika bisey yaw
- hay ezik seni.. alacagim pazarlik yok
- abi ipekmi bu.. valla cok yakismis hea.. mizrakta super.. ya.. supersin ya
- eh gitti benden gunah.. ya allah
- orakta sahane parliy argghh...


- mahmut kocbas sen misin?
- evet birader noldu ki?
- azrailim ben canini almaya geldim.
- nasi? abi nolur yapma nolur kurbanın oliim
- yok alicam canini kurallar boyle.
- haarkk puu. abi olduremezsin beni cunku simdi oldursen tukurdugum icin oldurmus olucan, gunah yazar allah carpar billahi.
- eo?? ben bi sorayim bu konuyu.


(bezmis azrail)
- meraba ben sevgi kelebegiyim
- beni kandiramassin seni taniyorum azrailsinsin sen canimi almaya geldin
- aferin.. isim neydi


- artik bitti.. hadi obur tarafa gidiyoruz
- abi sizin iste zor yani.. aslinda adaletsizlik var.. bak israfil butun hayati boyunca oturuyo.. o huri senin bu melek benim takiliyo.. neymis kiyamet kopacakmiste bi ufleyecekmis.. sen 7 gun 24 saat onlinesin abi.. valla uzuluyorum senin icin
- ya bi susun ya.. bi susun
- abi susarsan ezerler adami.. bak sen susmussun ustune en zor isi vermisler
- sen bekle burda geliyorum ben


-gel lan buraya zibidi!
-bana mi?
-ne o lan oyle siyah miyah takiliyosun? ne lan bu orak? satanist misin sen yoksa?
-ben simdi seni...
-bak bak bak, bi de kendini allah saniyor. ya mahalleden git ya da azrailin olurum.
-sen kasma kendini ben oldum bile (caart...)


- azrail?
- tepeleycem su esgalimi vereni bi bulsam.. simdi bu saatten sonra tebdil-i kiyafet mi gelecegiz ya can almaya.. hayret bisi!


"merhaba, küçük bir tahsilat isimiz vardi!"
"hosgeldin, bi kahve içseydin önce?"
"sade olsun lütfen.."


-hadi gidelim!
aaa...azyaiy amjaa....ben daha cocuum be?
-oha..ohaaa...72 yasindasin hayvan!
oluymu hic 3 ya$indayim ben..3!
-iyi o zaman evladim, hadi attaa gidiyoruz o zaman!
gulp....


-errröööölllll
Erol: anne gene sen ?o yanındaki siyahlı ,kılıçlı adam kim?  orak lan o!
-evladım hani holipsin nerde.azrail amcan canını almaya geldi.sende at bi holips şifa niyetine.
Azrail: uğraştırma beni eröl anan başımın etini yedi zaten .çocuumun canını acıtmadan al diye.
Erol: anne bak olipsimi yiyooaasrrghhh
-ama çocuumun canı acıdı!
Azrail: ne aileymiş arkadaş


Bir Japon Atasözü

100 yıl içinde dünya nüfusunun 10'da 9'u ölecek

Dünyanın 8 derece ısınacağını öne süren çevre bilimci Lovelock: Küresel ısınmaya karşı alınan önlemler boşuna! Artık yapacak bir şey yok!

Ünlü İngiliz yazar ve çevre bilimci James Lovelock, dünyanın gelecek 100 yıl içinde 8 santigrad derece daha ısınacağını ve bu koşullarda dünya nüfusunun ancak 10'da birinin yaşayabileceğini söyledi.

Reuters'ın haberine göre, küresel ısınmaya karşı alınan önlemlerin "övgüye değer olsa da boşuna olduğunu" savunan Lovelock, 8 derecelik ısınmaya yol açacak tüm koşulların çoktan oluştuğunu ifade etti.

Bazı araştırmacıların karbondioksit emisyonunu sınırlamak amacıyla alınan önlemlerin küresel ısınma artışını önümüzdeki 100 yılda 2 santigrat dereceyle sınırlı tutabileceğini ileri sürmesine karşın Lovelock, bu çabaları da "böbrek yetersizliği olan bir hastanın ölümden başka alternatifi olmadığı için yaşam ünitesinin fişini çekememesine" benzetti.

Dünya iklimi 7 kez değişti
87 yaşındaki bilim adamı, daha önce de dünyayı, 'varlığını kendi başına sürdürebilen bütüncül bir organizma'ya benzeten Gaia teorisinin yanı sıra nükleer enerjiyi destekleyerek meslektaşlarının tepkisini çekmişti.

Dünyanın yedi kez küresel iklim değişikliği yaşadığını ve hepsini atlatmayı başardığını kaydeden Lovelock, Buzul Çağı'nın sona ermesiyle dünyanın Afrika kıtası büyüklüğünde bir toprak parçasını kaybettiğini belirtti.

Yazar ayrıca, Çin ve Hindistan gibi kömür enerjisine dayalı olarak sanayileşen ülkelerin, ABD'nin soruna teknolojik bir çözüm getirilebileceği inancını boşa çıkardığını söyledi. Lovelock, mevcut sanayileşme koşullarının devam etmesi halinde yüzyılın ortalarına doğru Çin'in küresel ısınma nedeniyle halkını doyuracak yiyeceği üretemeyeceğini de sözlerine ekledi.

kaynak:Milliyet

Zemzem Suyu Hakkında Bilinmeyenler

1-)Avrupa`da labaratuarlarda yapilan arastirmaya gore Zemzem suyu
diger sulara gore cok daha az kukurt tasimaktadir.

2-) Yine ayni arastirmaya gore diger sulara gore cok daha
besleyicidir ve cok daha fazla mineral barindirmaktadir.

3-) Kaynagi henuz bulunamamistir. Nereden geldigi su anki
teknolojiye gore bile bilinemiyor.

4-)Yakinlarinda hicbir kuyu yok ve denize de 80 km uzaklikta.Bu
sartlarda suyunu denizden veya baska bir kuyudan almasi imkansiz.
Nasil oluyor da yillardir suyu bitmiyor,bunu kimse bilmiyor.

4-) Açligini gidermek için içen kisinin açligini, susuzlugunu
gidermek için içenin susuzlugunu giderir.

5-) Sadece 1,5 metre derinligindeki ufacik bir kuyudan cikan su,
hac mevsimi boyunca milyonlarca hacinin tum su ihtiyacini
gostermemektedir.

6-) Dunya Saglik Orgutu (WHO)`nun raporlarina gore Dunya`daki en
icilebilir ve saglikli sulardan biri.


7-) Amerika`da yapilan test sonuclarina gore Dunya`da icinde
mikroorganizma ve bakteri bulundurmayan TEK su zemzem suyu.

8-) Ayrıca zemzem hiçbir zaman belden aşağı inmez ve anlaşıldığı
üzere idrar yoluyla atılmaz yani sadece ter ile vücuttan atılır bunların

hepsi  bilimsel deneylerle kanıtlanmıştır

 

 

ERMENİSTAN 2. İSRAİL OLMA YOLUNDA..

"Bu memleketin ekmeğini yiyip suyunu mu içiyorsun ?
Bu ülkenin ilelebet var olmasını istiyormusun?
Oku o zaman .
Yahudiler Hitlerin elinden kurtulduklarında hiçbirşeyleri
kalmamıştı . Bırakın devlet kurmayı yiyecek ekmekleri dahi yoktu . Ancak
uluslarası camia Almanyanın soykırım yaptığını kabul ettiğinde
yahudilere tazminat yolu açılmış oldu . Yahudiler açtıkları
davalarla neredeyse tüm alman şirketlerini ve alman bankalarını tazminata
mahkum ettirdi . Bugün satılan bir Mercedesten bile belli oranda İsrail
hükümetine pay gidiyor ve bu durum gizli değil, zaman zaman gündeme
geliyor. İsrail bugün dünyanın en zengin ülkelerinden biri . Ülkelerinde
nükleer reaktörlerden tutun en son teknolijiye sahip uçak fabrikaları 
bile var . Ancak Hitler döneminde dünyanın en zengin ve en gelişmiş
ülkesi  olan Almanya bir dönem toparlanmış gibi görünse de belini
doğrultamadı .Ekonomisi son 10 yıldır gittikçe kötüleşiyor .
Ermenistan çok fakir bir ülke . Hiçbişeyleri yok . Açlar .
Sanayileri , markaları hiçbişeyleri yok . Avrupanın lider ülkesi Fransanın
bu  soykırımı tanıyıp bize tazminat davası açılması yolunu açması bir anda
tüm diğer ülkelere sıçrayacak . Şu an ciğerci
kapısında bekleyen kediler gibi ellerinde dosya bekleyen
ermenistan hükümeti açacağı binlerce tazminat davası ile Türkiyeyi çok zor
duruma düşürecek . Zaten belimiz kurulduğumuz günden beri bükük duruyor ,
bu tazminatlar Osmanlıyı çökerten kapitilasyonlar gibi bizi de
çökertecektir .
Siyasi görüşün ne olursa olsun , bu memleketin insanıysan bu
yazıyı yayabildiğin kadar yay , şu bilinçsiz halkını uyarmaya çalış .
Fransız markalarından alışveriş yapma , 3 kuruş fazla ver , 2
adım fazla yürü başka marka kullan . Cebin haysiyetinin önüne
geçmesin .

Canım İstanbul
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım...
İstanbul,
İstanbul...
Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmış Fatih`ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...
O manayı bul da bul!
İlle İstanbul`da bul!
İstanbul,
İstanbul...
Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca`da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...
Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...
Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şoyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Gecesi sünbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul…

Necip Fazıl Kısakürek

 
 

Kuzguncuk
Beykoz`da oturmalı
Beykoz`da çalışan adam.
Fakat Kuzguncuk şirin yerdir
ve gayet nefis yapar gül reçelini
pansiyoncu Madam
ve kızı Raşel...
Aynada bir kartpostal :
bir manzara Nis şehrinden.
İskemle, karyola, konsol... v Denize nazırdı pencereleri...
Güneşte tavana suların ışıltısı vurur,
karanlık şilepler geçerdi geceleri
insanı olduğu yerde
eli böğründe bırakarak...
Selim`in odası havadardı.
Kırmızı yazmalar kururdu yandaki boş arsada.
Sağda Cevdet Paşa yalısı.
Yalıda bir tavus kuşu
bir de Mebrure Hanım vardı.
Mebrure Hanım
tafta entariler giyerdi.
Çok ihtiyardı
ve mavi gözleri kördü.
Tentene işlerdi Mebrure Hanım.
Uyanır bir beyaz güle başlar,
uyurken dağıtırdı gülünü...
Merhum Cevdet Paşa yalısında
Mebrure Hanımı unutmuşlardı...
Beykoz`da oturmalı
Beykoz`da çalışan adam.
Fakat Kuzguncuk şirin yerdir
Ve kırmızı yazmalar kuruyan boş arsadan
dünyayı zapta gidecek olan
pulsuz balıklar gibi çıplak çocukların
her akşam dinlerdi çığlıklarını Selim...

Nazım Hikmet